
Parlayan Sözlerin, sönen umutların ardından
Her yıl, hatta yılda bir kaç kez, kürsüler kuruluyor, mikrofonlar parlatılıyor,
salona umut diye kalabalıklar doluyor.
Yeni dönem, yeni başlangıç, yeniden yapılanma.
Sözler havada parlıyor, ama yere düşmeden umutlarımız sönüyor.
Sonra yine aynı cümleler, büyük bir enkaz devraldık, bu dönem toparlanma dönemidir, bu sefer farklı olacak.
Ama hiçbir şey değişmiyor.
Her kongrede aynı sahne oynanıyor;
eski yüzler, yeni vaatler, parlak projeler.
herkesin ezberlediği bir nakarat gibi.
Ve kulübün kaderi,
kapısının önündeki gölge kadar değişmiyor.
Karar veremeyenler, hesap veremeyenler, hesap soramayanlar, sözünü tutamayanlar,
yanlış transferlerle sokağa saçılan milyon eurolar.
Yıllar birbirine eklenirken, kulübün duvarlarına tek bir cümle siniyor,
“Kim gelirse gelsin, değişim yok.”
Beşiktaş, her geçen gün kendi kimliğinden uzaklaşıp geçici heyecanların peşinden koşuyor.
Şimdi asıl soru şu,
önümüzdeki kongre ister olağanüstü olsun, ister olağan,
(bana göre bu sürecin olağan genel kurul ile tamamlanması gerektiği)
genel kurul üyeleri bu defa kendine şunu sormalı, yıllardır aynı yöntemlerle farklı sonuçlar bekliyoruz.
Peki artık gerçekten farklı bir yol seçmenin zamanı gelmedi mi? yoksa bu kısır döngü bizi, dönüşü olmayan bir yola mı sürükleyecek? karar bizim ve belki de şimdi, yeni bir hikayenin yazmanın tam vaktidir.
Süleyman Korkmaz