
BEŞİKTAŞ SADECE KAZANMADI; AVRUPA’YA BİR KİMLİK GÖSTERDİ!

Bazı galibiyetler vardır…
Skor tabelasında üç puan yazar ama aslında kazandığınız şey üç puandan çok daha fazlasıdır.
Beşiktaş’ın Marsilya karşısında aldığı 4-1’lik galibiyet işte böyle bir galibiyettir.
Çünkü bu maç yalnızca dört golün hikâyesi değildir.
Bu maç; baskının, reaksiyonun, özgüvenin, doğru zamanda yapılan hamlelerin ve takım karakterinin hikâyesidir.

Üstelik karşıdaki takım, Avrupa futbolunda adı olan Olimpik Marsilya’dır.
Beşiktaş ise Avrupa Ligi lig aşamasına, kendi evinde 4-1’lik çok net bir galibiyetle başlamıştır.
Ve asıl dikkat çekici olan, bu sonucun nasıl geldiğidir.
İLK MESAJ: BEŞİKTAŞ MAÇA KORKARAK ÇIKMADI
Vincenzo Italiano’nun sahaya sürdüğü kadroda Nübel’in önünde Murillo, Agbadou, Emirhan ve Ouattara; orta alanda Salih Özcan, Olaitan, Orkun Kökçü ve Černý; hücum hattında ise İlhan Fakılı ile Vlahovic vardı.
Bu kadronun bize söylediği şey açıktı:
Beşiktaş kendi sahasında oyunu rakibine bırakmayacaktı.
Nitekim karşılaşmanın ilk bölümünde de bunu gördük.
Siyah-beyazlılar rakibin rahat oyun kurmasına izin vermeden öne doğru baskı yaptı.
Ve 15. dakikada bunun karşılığı geldi.
Olaitan’ın savunma arkasına gönderdiği topla buluşan İlhan Fakılı, kaleciyle karşı karşıya kaldığı pozisyonda düzgün bir vuruş yaptı:
1-0!
İlhan’ın golü sadece skoru değiştirmedi.
Beşiktaş’ın bu maça hangi zihniyetle çıktığını da gösterdi.
SONRA 1-1 GELDİ…
Futbol bazen size bir soru sorar:
Öne geçtiğinde ne yapacaksın?
Marsilya 30. dakikada Keyliane Abdallah ile beraberliği yakaladı.
Skor 1-1 oldu.
Ve ilk yarı bu sonuçla tamamlandı.
İşte maçın belki de en önemli psikolojik bölümü burada başladı.
Çünkü Beşiktaş’ın önünde iki seçenek vardı:
Ya beraberliğin moral bozmasına izin verecekti…
Ya da ikinci yarıya yeniden başlayacaktı.
Beşiktaş ikinci yolu seçti.
56-59: MAÇIN KIRILMA NOKTASI!
İkinci yarı başladı.
Ve Beşiktaş adeta “Ben buradayım” dedi.
56. dakika…
Orkun Kökçü’nün pasında ceza alanında topla buluşan Václav Černý, yaptığı etkili vuruşla Beşiktaş’ı yeniden öne geçirdi.
2-1!
Fakat daha Marsilya bu golün şokunu üzerinden atamadan ikinci darbe geldi.
59. dakika…
Orkun Kökçü’nün kullandığı köşe vuruşunda Amir Murillo yükseldi ve kafayı vurdu.
3-1!
İşte maçın kırıldığı an tam olarak burasıydı.
Üç dakika içinde gelen iki gol…
Rakibin bütün planını değiştirdi.
Beşiktaş’ın özgüveni yükseldi.
Marsilya’nın direnci kırıldı.
Ve oyunun psikolojik üstünlüğü tamamen bize geçti.
4-1: SADECE SKOR DEĞİL, KARAKTER!
Beşiktaş 3-1’i bulduktan sonra geriye çekilip skoru korumaya çalışmadı.
Tam tersine hücumdaki iştahını sürdürdü.
Ve karşılaşmanın son bölümünde oyuna sonradan giren Ernest Poku, 81. dakikada Olaitan’ın hazırladığı pozisyonu gole çevirdi.
4-1!
Poku’nun bu golü Beşiktaş formasıyla attığı ilk gol olarak da kayıtlara geçti.
İşte burada skorun anlamı daha da büyüyor.
Çünkü Beşiktaş maçı 1-0’dan 1-1’e, oradan 2-1’e, ardından 3-1 ve 4-1’e taşıdı.
Yani bu takım yalnızca gol atmadı.
Maçın gidişatını değiştirmeyi başardı.
BU BEŞİKTAŞ’IN EN ÖNEMLİ ÖZELLİĞİ NE?
Bence cevap çok net:
REAKSİYON!
Gol yediğinde dağılmamak…
Rakip beraberliği yakaladığında oyundan kopmamak…
İkinci yarıya daha güçlü çıkmak…
Öne geçtikten sonra rakibin üzerine gitmek…
Ve 3-1’den sonra maçı bırakmamak.
İşte Avrupa’da ilerlemek isteyen takımların ihtiyacı olan karakter tam olarak budur.



