
Beşiktaş Tribünleri’nin karakteri sağlam,sanatçı yönü güçlü,Beşiktaşlılık duruşu tartışma götürmeyecek kadar sağlam arkadaşımız
Süleyman Korkmaz kardeşimizin yürekten ve içten yazısını siz değerli dostlarımızla paylaşmak istedim.
Beşiktaş şampiyon olsun, maç kazansın, kupa kaldırsın diye tutulmaz. Beşiktaşlılık bir değerler manzumesidir. Dürüstlüktür. Ahlaklı olmaktır. İyi insan olmaktır. “Bir insan falanca futbolcuyu, filanca başkanı sevdiğinden değil, takım sürekli şampiyon olduğu için hiç değil, öncelikle ve esasen bu değerlere inandığı için Beşiktaşlı olur” demişti efsane başkanımız Süleyman Seba. Bu vesile ile onu da rahmet ve büyük bir özlemle analım. Söylemiş olduğu sözler bugünü net olarak anlatmıyor mu?
Vefayı, emeği hiçe sayanlara, Beşiktaş geleneğinden, kültüründen bihaber olanlara ne güzel söylenmiş bir söz.
Günlerdir çok şey konuşuldu, yazıldı, çizildi. Çok fazla yorum yapmadım yapmak da istemedim.
Yine bir seçim, yine üzülerek, kahrolarak yazılanları, konuşulanları görüyorum. Bizler şunu bir türlü anlayamadık: seçimler gelip geçici, aslolan Beşiktaş ve Beşiktaş değerleridir.
Yıllardır bir çürüme ve başkalaşımın içersindeyiz. Herkes, herkesin Beşiktaşlılığını sorgulayıp duruyor. Birilerinin adamı olmaya bayılanlar, tanığı olmadıgı, bilgi sahibi olmadığı konular hakkında yorum yapanlar, 121 yıllık şanlı Beşiktaş tarihini hiçe saymaya çalışanlar…
Sevgili Beşiktaşlılar yakın tarihe götürmek istiyorum sizleri…
Hatırlayalım 2022 yılında divan kurulu seçimi yaşandı. Sayın Yalçın Karadeniz ve Sayın Tevfik Yamantürk arasında geçen yarışta, seçim öncesi Tevfik Yamantürk’ün röportajı kırpılarak, sosyal medyada ve çeşitli WhatsApp gruplarında kesilerek, manipule edilerek paylaşımlar yapıldı. Neydi o röportaj?
“Beşiktaş, bu şekilde borçlanma ile devam ederse maalesef ya çok zengin biri ya da bir Arap sermayesi gelip Kulübü satın alabilir ama biz buradayız buna asla müsaade etmeyiz” diyordu.
Röportajın son kısmı kırpıldı ve sosyal medya üzerinden servis edildi.
Biraz da geriye götüreyim sizleri. Beşiktaş’a stad yapan, kulübü iki yıl üst üste şampiyon yapmış, bir daha hiç bir rakibimizin kolay kolay başaramayacağı bir rekora imza atarak şampiyonlar liginde namağlup ve lider çıkarmış bir başkanı, sayın Fikret Orman’ı burada söylemeye utandığım sözleri söyleyerek gönderdik…
Daha sonra Sayın Ahmet Nur Çebi geldi. Pandemi donemi üç kupayla şampiyon olduk. Mali olarak da iyiye giderken (sportif olarak) son yılı belki başarılı olamadık ama yine onca haksız, şahidi olmadiğımız, bilgi sahibi olmadan acimasiz eleştiri ve hakaretlere varan söylemlerle gönderdik.
Son Genel Kurul’da iki isim secime girdi…
Bakınız demokrasilerde secimlerin iki sonucu vardır: ya kazanır ya da kaybedersiniz…
Secim sürecinde sosyal medya ve çeşitli platformlarda Sayın Adalı’ya yonelik “matruşka”, “son 20 yılın devamı” vb iftiralar attık. Düşünün Beşiktaş için hapis yatmış, bedel ödemiş birine gözümüzü kırpmadan, vicdanımız sızlamadan bunları yazıp çizdik, söyledik…
Değerli Beşiktaşlılar, işinden gücünden ailesinden zaman ayırarak bu işi yapmaya çalışan insanlara haksızlık yapmıyor muyuz? Yeri ve zamanı geldiğinde Genel Kurul Beşiktaş için en doğru kararı verecektir.
Eleştirelim fakat henüz seçileli 7,8 ay olmuş bir Başkan ve yönetim kurulunun istifasını bekliyoruz, ve acımasızca devamlı eleştiriyoruz.
Böyle devam edecek olursak yakında bu makamlara talip olacak insan bulamayız.
Unutmayalım, Şeref beyler, Baba Hakkılar, Süleyman Sebalar birer futbol karakterleri değil, bir fikrin, felsefenin, bir duruşun yaratıcılarıydı… Bir İngiliz futbol insanı şunu söylüyor: “Beşiktaş felsefesi olan bir kulüp” Bakın “büyük” demiyor, “felsefesi olan” diyor…
Ben aday olan tüm Beşiktaşlı ağabeylerime ve kardeşlerime sonsuz başarılar diliyorum. Beşiktaş değerleriyle yakından uzaktan ilgisi olmayan Ayrıştırıcı, ötekileştirici, hakarete varan dili ve söylemleri reddediyorum.
Yaşasın şanlı Beşiktaş.Yaşasın Beşiktaş değerleri…
Süleyman Korkmaz